Filiz Akın kimdir

Aralık 13th, 2011 § 0 comments § permalink

Aktris, yazar. Türk sinemasının en başarılı kadın oyuncularından biri olan Akın, 60′lı yıllardan günümüze rol aldığı sayısız filmde bir çok farklı karakteri canlandırmış, zerafet ikonu olmuştur. Güzelliği ve asaletiyle romantik temalı Türk filmlerinin vazgeçilmez oyuncusu olan Akın’ın önemli filmlerinden bazıları; ReyhanUtançUmutsuzlarPrangasız MahkumlarAnkara Ekspresiİki Gemi Yanyana veGurbet Kuşları‘dır.
1943 yılında Ankara‘da dünyaya geldi. TED Ankara Koleji‘ndeki eğitimini tamamladıktan sonra Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü’ne kaydolan Akın, başarılı bir öğrenciydi. İyi derecede Fransızca ve İngilizce bilen, mimar olmak istemesine rağmen bir turizm acentasında çalışmaya başlayan Akın, 2 yıl süreyle şef olarak görev yaptı. Kolej yıllarından bir arkadaşının tavsiyesiyle sinema sektörüne girmeyi düşünmeye başlayan Akın, 1962‘de Artist dergisinin düzenlediği yarışmayı kazandı. Yeşilçam’a adım atmasında önemli olan bu gelişmeden sonra Memduh Ün‘ün yönetmenliğini yaptığı Akasyalar Açarken filmiyle sinema kariyeri başladı. Ardından Şakayla Karışık adlı filmde Ajda Pekkan‘la başrolü paylaşan oyuncu, Kadın Berberi ve Kadın Terzisi filmlerinde canlandırdığı rollerle adını geniş kitlelere duyurdu.Filiz Akın, dramadan komediye birçok farklı türde oyunculuğunun zirvesindeydi. 1964yılında izleyiciyle buluşan Yankesici Kız adlı filmdeki oyunculuğuyla da övgüler alan aktris, o dönemde yapımcı ve yönetmen olan Türker İnanoğlu ile tanıştı. İnanoğlu yönetimindeki birçok filmde başrolde oynayan Akın, bir süre sonra ünlü rejisörle dünya evine girdi. Bu evlilikten İlker İnanoğlu adında bir erkek çocukları oldu.

1965 yılında Akın, filmografisine bir film daha ekledi: Kolejli Kızın AşkıAyhan Işık‘la başrolleri paylaştıkları yapımdaki rolüyle romantik temalı Türk filmlerinin vazgeçilmez ismi olan Akın, daha sonra Cüneyt Arkın‘la kamera önüne geçtikleri Çıtkırıldım da benzer bir tiplemeyi canlandırdı.

Ayhan Işık, Zeki MürenSadri AlışıkEdiz Hunİzzet GünayTarık Akan ve Kartal Tibet gibi döneminin başarılı erkek oyuncularıyla başrolleri paylaştığı sayısız filmle izleyicinin gönlünde taht kuran Akın, MİT eski Müsteşarı Sönmez Köksal‘la evlendi.

Akın 1971 yılında çekilen “Ankara Ekspresi” filmindeki Hilda rolüyle Antalya Film Festivali‘nde “En başarılı kadın oyuncu” ödülünün sahibi oldu. Akın, 80′lerin başında sinemaya veda etti. Aktris yıllar sonra, 1989‘da yeniden izleyiciyle buluştu. TRT için çekilen Geçmiş Bahar Mimozaları‘nda Rutkay Aziz ve Mehmet Günsür‘la başrolleri paylaştı.

Sabah gazetesinde köşe yazarı olarak yazmaya başlayan Akın, 2002‘de yakalandığı çene kanserini yendi. Kansere karşı destek amaçlı başlattığı “Sarı bilezik” ve “Mavi bilezik” gibi kampanyalar oldukça başarılı oldu. Aktris, 2005‘te hastalık sonrası deneyimlerini kaleme aldığı Hayata Merhaba, daha sonra da “Filiz Akın ile Güzellik, Sağlık ve Genç Kalma Üzerine” isimleri kitapları yayımladı.

Filiz Akın’ın en büyük hayranlarından biri olarak bilinen Pınar Çekirge, aktrisi Türk Sineması’ndaki yeri, ikonografik ve toplumbilimsel değeriyle değerlendirdiği “Başrolde Filiz Akın” isimli kitabı 2007‘de yayınladı. Akın, halen Sabah Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapmaktadır.

Ekin Türkantos Tarafından Filiz Akın’la Yapılmış Röportaj

Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nde okurken Yeşilçam’a geçiş yaptınız. Arkeoloji istediğiniz bölüm değil miydi?

Bir arkadaşımın annesi sayesinde müracaat etmiştim. Arkeoloji güzel bir bölüm. İlk sene mitoloji okudum, keyifliydi. Annem merdivenlerden düşmüştü. Geçinebilmemiz için birimizin çalışması gerekiyordu. Annem ve babam ayrıydı. Koleji bitirince hemen o yaz çalışmak zorunda kaldım. Aslında Ortadoğu’da mimari ve dekorasyon okumak istiyordum.

Sizce kariyeriniz için en önemli film hangisiydi?

‘Umutsuzlar’ ile ‘Ankara Ekspresi’dir. Çünkü bu iki filmde değişik iki kadını oynuyorum. Ben cinsel tarafım vurgulanmış bir oyuncu değilim. Bunu en iyi Müjde Ar değerlendirmiştir. Cinsel obje olmadan kadının cinsel sorunlarını sinemaya aktardı. Bizim hikayelerimizde bu gerekmiyordu. Bu anlamda en çok hissedilen oyuncu Türkan Şoray’dır. Çok dişi bulunur, beğenilir. Onun gülüşü, bakışı herkesin dilindedir. Ben bundan uzak olmak istedim. Bu taraf eksik olunca çok arzulanmayan kadın, kadın seyircinin de dikkatini çekmiyor. Ancak ‘Ankara Ekspresi’nde erkeklerin başını döndüren ama onlarla yakınlık kurmayan bir casus kadın rolü vardı. Bunu yapabileceğimi biliyordum. Çünkü bu bir oyun. Ben demek değil. İnsanın içinde Rus bebekleri gibi pek çok kişiliği var. Doğal sarışın olmama rağmen sinemada sarışın rollere en uygun kişi bendim. Başrole düşünüldüğümde sevinmiştim.

Ya başrol verilmeseydi…

O zaman üzülürdüm. Çünkü benim başka bir yanımı ortaya çıkarttı. Hayat bir oyun diye düşünüyorum. Ama her zaman da çok şirin değil. İnişli, çıkışlı bir yol. İnsanlar bizlere bakıp paraları, şöhretleri oldu diye düşünüyor. Oyunculuğun çok boşlukları vardır. Duygusal dünyası zor. Yaşadıkları acıları hep sineye çekmek zorunda kalmıştır oyuncular. Bunu söylememin nedeni ise gençlerden çok özenen var. Bunu düşünerek girsinler. Çünkü faturası ağır.

Sinemayı neden bıraktınız?

Bırakmayı düşünmüyordum ama televizyon gelmişti. ‘Dallas’ tarzı diziler de Türk filmleri kıvamındaydı. Daha çok entrika vardı. Seyirci, evine dönük yaşamaya başladı. Kimse filmlere gitmiyordu. Erkek izleyiciler için erotik mesajlı filmler yapılıyordu. Bir dizi yaptım sadece. Büyük konuşmak istemiyorum ama bir daha dizi yapmak istemiyorum.

Peki hiç kayda değer bir proje gelmiyor mu sıcak bakabileceğiniz?

Geliyor. Ama bensiz de oluyor sinema. Özlemiyorum da. Çünkü 117 film yapmışım. Bu büyük bir tatmin.

Kimleri beğenirsiniz?

Arzum Onan ve Defne Samyeli gibi sansasyondan uzak, başarısını sadece güzellik üzerine kurmamış kişileri seviyorum. Sanem Çelik ve Nurgül Yeşilçay’ı beğenirim. Hülya Avşar da çok iyi bir oyuncudur.

Hastalık sürecine gelirsek… ‘Neden ben?’ diye düşündünüz mü?

Kanser normal bir kelime olsun istiyorum. Tedavisi zor ama var. Biraz tanınıyorsam bu beni hastalık karşısında özel kılmıyor. Sadece yanlış teşhis konulduğunda yıkılmıştım. Şimdi Arzum Onan ve Mehmet Aslantuğ ile Merve İldeniz ve Serdar Önal’ın o onurlu duruş hoşuma gidiyor. Yaygara yapmadıkları gibi herkesi susturdular. Dünyada büyük savaşlar oluyor. Bunun yanında bizimki hiçbir şey değil diyorlar. Bende buna öncülük yapabildiysem sevinirim.

‘Arkadaşım reiki yollasa da acılarım hafiflese’ dediğinizi okumuştum. Bu tarz yöntemlerden yararlandınız mı?

Bircan Usallı beni reiki uzmanına götürdü. Düşüncenin bir gücü olduğunu ve yol kat ettiğini düşünüyorum. İleride bu konuda bilimsel çalışmalar yapılacak. Bu hastalığın kimlerin başına geldiğine baktığınızda onların sevgi ve enerji dünyasına sığındığını görürsünüz. Bu rastlantı değil. Pozitif düşünceye inanıyorum.

Kitabınız ne anlatıyor?

Zayıflama, ameliyatsız güzelleşme sırları, makyaj sırlarım, anti-aging ve uzmanlarla konuşmalarım var.

Sadece burnunuz ameliyatlı değil mi?

Burun ameliyatı, liposuction ve lifting yaptırmıştım.

Botox konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaş arasındaki çizgilere cevap verse de dolgu amaçlı yaptıranları anlamıyorum. İnsan konuşan, yürüyen, sosyal bir varlık. Bilgisi, espri anlayışı, ürettiği şey çok önemli. Kendisini yeniden yaratmak yerine yaşının en iyisi olmak mantıklı. Genç olacağım diye uzaylı gibi olmayı istemem.

Google Arama:

Yusuf Ziya Ortaç Kimdir

Aralık 5th, 2011 § 0 comments § permalink

Şâir ve yazar. İstanbul’da doğdu. S.Sâmi Bey’in oğludur. Vefa İdâdîsi’ni bitirip Dârülfünun’da yeterlik imtihanı verdi. İzmit ve İstanbul’daöğretmenlik, Ordu milletvekilliği {1946-1950) yaptı. Akbaba dergisini çıkardı, istanbul’da öldü. Zin­cirlikuyu Mezarlığı’na gömüldü.
XX’inci asır şâir ve yazarlarındandır. Kehkeşan, Türk Yur­du, Servet-i Fünun, Şâir, İnci ve Büyük Mecmua’da çıkan şiirleri ile tanındı. Akbaba ve Mer Ay dergilerindeki mizahî şiirleri ile meşhur oldu. ilk zamanlar aruz vezni ile yazdığı halde Millî Edebiyat cereyanına katılınca hece veznini tercih etti. Roman ve piyesleri de vardır. Beş Hececilerden biri­dir hece ölçüsü ile yazılmış manzum ve başarılı ilk piyesin sahibi­dir. Sağlam dili ve üslûbu vardı.
Şiir kitapları: 1. Akından Akına (1916), 2. Cenk Ufukları (1917), 3. Âşıklar Yolu (1919), 4. Yanardağ (1928), 5. Kuş Cıvıltıları (Çocuk şiirleri, 1938), 6. Bir Rüzgâr Esti (1962).

Piyesleri: 1. Binnaz (1919,1962), 2. Nâme (HHU), 3. Nikâhta Keramet (1923).

Romanları: 1. Göç (1943), 2. Üç Katlı Ev (1953).

Fıkraları: 1. Beşik (1943,1948), 2. Ocak (1943), 3. Sarı Çizmell Mehmet Ağa (1956), 4- Gün Doğma­dan (1960).

Gezi, biyografiler, hatıra: 1. Göz Ucuyla Avrupa (1958), 2. Portreler (1960), 3. Bizim Yokuş (1966), 4. İsmet İnönü (1946, 1962). [Eserlerinin tam listesi Yeni Yayınlar dergisi Hazlran-1968 sayısındadır.]

Namık Kemal Kimdir

Aralık 5th, 2011 § 0 comments § permalink

Türk Edebiyatımızın önemli şair ve yazarlarındandır. Tekirdağ’da doğdu. Çocukluğu dedesinin ya­nda, Kars ve Sofya’da özel dersler alarak geçti. İstanbul’a dönünce Tercüme Odası’na memur oldu (1863). Şinasi ile Tasvir-i Efkâr’da yazılar yazdı. 1865′te aynı gazeteyi çıkardı. Yeni Osmanlılar Cemiyeti üyelerinin sü­rülme sebebiyle Ziya Paşa ile Paris’e kaçtı (1867). Londra’­da Ziya Paşa ile Hürriyet gazetesini çıkardı (1868). 1870′de İstanbul’a döndü, mutasarrıf olarak Gelibolu’ya gönderildi. Azledilirler tekrar İstanbul’a geldi. Namık Kemal1877′de Midilli’ye sürüldü ve 1879′da oraya mutasarrıf oldu. Rodos (1884) ve Sakız (1887) adalarında da aynı görevi yaptı. Sakız’da oldü. Mezarı Bolayır’dadır. Namık Kemal, Tanzimat Edebiyatı‘nın her türde eser veren gür sesli dâva adamı ve şâiridir. Sanatını toplumun hizmetine vermiş, şe­kil ve ifâde bakımından eski, öz ve ruh yönünden de yeni eserler vermiştir. Eserlerinde hürriyet, vatan, millete hiz­met, haksızlıkla savaş, adalet vb. fikirleri dile getirildi. Namık Kemal, dilde ve edebiyatta sadeleşmeyi savundu. Yeni nazım biçimleri denedi. Edebi­yatımızın batılılaşmasında rolü büyüktür. Şiirleri ilk defa Sadettin Nüzhet Ergun tarafından toplanıp “Namık Kemal- Hayâtı ve Şiirleri” adı ile yayımlandı (1933).

Piyesle­ri: 1. Vatan Yahut Silistre (1873), 2. Zavallı Çocuk (1873), 3. Akif Bey (1874), 4. Gülnihâl (1875), 5. Celâleddin Harzemşah (1885), 6. Karabelâ (1910).

Romanları: 1. İntibah (1876), 2. Cezmi (1880).

Tenkit eserleri: 1. Tahrîb-i Harabat (1885), 2. Tâkib (1885), 3. Renan Müdafaanâmesİ (1962).

Tarih ve bi­yografi:1. Kanije (1874), 2. Silistre Muhasarası (1874,1946), 3. Osmanlı Tarihi (Yeni baskısı: 1971,1974, üç cilt), 4. Büyük İslam Tarihi (Yeni baskı: 1975), 5. Evrak-ı Perişan (1871), 6. Yavuz Sultan Selim (1968 yeni baskı). Mektuplarını F. A. Tansel “Hususî Mektuplarına Göre Namık Kemal ve A. Ha­nı id’1 (1949.4 cilt) ile O. F. Akün “Namık Kemal’in Mektupla­rı” (1972) neşretti. Mehmet Kaplan‘ın doktora tezinin konu­şu da “Namık Kemal Hayatı ve Eserleri” (1948)’dir. M. N Özön, “Namık Kemal ve İbret Gazetesi” (1938) adlı kitapta makalelerini topladı.

Pir Sultan Abdal Kimdir

Aralık 5th, 2011 § 0 comments § permalink

Şâir. Hayatı hakkında fazla bilgi yok. Sivas’ın Banaz köy­ünde doğdu. Asıl adı Haydar. Kanunî Sultan Süleyman ile İran Şahı I. Tâhmasb zamanında yaşadı. İran şahının tahriki ile Osmanlı Devleti aleyhine olan isyana katıldığı ve Iran le­hine casusluk yaptığı gerekçesi ile Hızır Paşa tarafından Si­vas’ta asıldı.
Hece vezni ve halk Türkçe‘si İle yazdığı şiirlerinde Şiî- Bâ­tınî inancını dile getirdi. Nefesleri asırlarca Alevî, Bektaşî Türk zümreleri arasında sevilerek okundu. Hayatı menkıbeleşti. Türk halk edebiyatının büyük şairlerindendir.
Pir Sultan Abdal’ın hayatı ve şiirleri hakkında çıkan başlıca ki­taplar; 1. Sadettin Nüzhet Ergun,Pir Sultan Abdal (1929), 2. Abdülbaki Gölpınarlı- P.N. Boratav, Pîr Sultan Abdal (1943), 3. Cahit öztolli, Pîr Sultan Abdal (1971).

Uğur Mumcu Kimdir ( 1942)- (24.01.1993)

Ekim 4th, 2011 § 0 comments § permalink

22 Ağustos 1942 tarihinde Kırşehir’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1961 yılında baş1adığı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni 1965 yılında tamamladı. Bir süre avukatlık yaptı. Yabancı dil öğrenmek için İngiltere’ye gitti. 1969 -1972 yılları arasında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde asistan olarak çalıştı.

Yazmaya, üniversite öğrenciliği yıllarında, Doğan Avcıoğlu’nun yönetimindeki Yön Dergisinde başladı. 12 Mart 1971 döneminde yazılarından 7 yıl hapse mahkum edildi. Ancak karar yargıtayca bozuldu ve serbest bırakıldı. Serbest bırakılmasının ardından askere alındı. Tuzla Piyade Okulu’nda 3 ay eğitim aldı. Askerliğini Patnos’ta er olarak tamamladı.

Yazıları 1962′den itibaren Yön, Türk Solu, Devrim, Ant, Kim, Ortam, Yeni Ortam gibi dergilerde yer aldı. 1968-69-70 yıllarında Akşam, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerinde zaman zaman çeşitli konularda inceleme yazıları yayınlandı. Köşe yazarlığına 1974 yılında haftalık Yeni Ortam dergisinde başladı. Daha sonra Anka Ajansı’nda çalıştı. 1975 yılından itibaren Cumhuriyet’te köşe yazıları yazdı. Gözlem başlıklı köşesinde 1991 yılının kasım ayına kadar aralıksız olarak yazdı. 6 Kasım 1991′de İlhan Selçuk ve yaklaşık 80 Cumhuriyet çalışanı ile birlikte gazeteden ayrıldı. Bir süre işsiz kaldı. 1 Şubat – 3 Mayıs 1992 tarihleri arasında Milliyet gazetesinde yazdı. Cumhuriyet gazetesindeki yönetim değişikliği üzerine 7 Mayıs 1992′de Cumhuriyet’e döndü. Çalışma hayatı boyunca pek çok ödül aldı. 24 Ocak 1993 tarihinde uğradığı bombalı saldırı sonucu öldürüldü.

ESERLERİ:

Sakıncalı Piyade(tiyatro)
Suçlular ve Güçlüler
Mobilya Dosyası
Bir Pulsuz Dilekçe
Büyüklerimiz
Çıkmaz Sokak
Tüfek İcad Oldu
Silah Kaçakçılığı ve Terör
Liberal Çiftlik
12 Eylül Adaleti
Terörsüz Özgürlük
Rabıta
Söz Meclisten İçeri
Papa-Mafya-Ağca
Devrimci ve Demokrat
Sosyalizm ve Bağımsızlık
İnkılap Mektupları
Kürt Dosyası

ESER-AYRINTI

Büyüklerimiz
Uğur Mumcu
Um:ag Yayınları

Siyasal içerikli yazılarıyla bir köşe yazarı olarak bildiğimiz Uğur Mumcu bu kitapta, 1980 öncesinde siyasal yaşamda adı duyulan, belli dönemlere damgasını vurmuş birçok ünlünün yaşam öykülerini, siyasal geçmişlerini, bir güldürü yazarının ustalığı ile anlatıyor. Mumcu’nun, o dönemde Politika ve Çivi gazetelerinde Mehmet Ferda takma adıyla yayınladığı bu yaşam öyküleri, zamanın “ünlü Türk büyükleri” (!) için birer kimlik kartı niteliğinde. Genç okuyucular, bu, kerameti kendilerinden menkul ünlü(!)lerin bir kısmını tanımayabilirler. Ama haksızlık etmesinler; böyle ünlülerin günümüzde de birçok örneği yok mu? Kitaptaki adların yerine, bugün tanıdıkları ünlülerin adını yazsalar, çok fazla şey değişmeyeceğini görecekler.

İnkılap Mektupları
Uğur Mumcu
Um:ag Yayınları / Uğur Mumcu Bütün Yapıtları Dizisi

“İhtilal örgütleri niçin kuruldu? İlk ihtilal örgütünü kuranların düşünceleri neydi? Dünyaya ve Türkiye’nin sorunlarına nasıl bakıyorlardı? Nasıl örgütlenmiş ve nasıl başarıya ulaşmışlardı? Bunları bilmeden, sağlam temellere dayalı sağlam bir demokrasi kurmaya olanak yoktur.
27 Mayıs, cumhuriyet döneminde yaşanan bir 2′nci Meşrutiyet gibidir. 27 Mayısçılar da ittihatçılara benzer ittihatçılar için ‘yoksul öldüler’ derler.
Köksal ‘da, eylemiyle son ittihatçılardan biriydi. Onlar gibi yoksul ve yalnız öldü. Son yıllarda devlet yönetiminde, Osman Köksal benzeri görevler üstlenen kaç kişi, son günlerini sıkıntı ve yoksullukla pençeleşerek geçirdi, söyler misiniz?”
-Uğur Mumcu-

40′ların Cadı Kazanı
Uğur Mumcu
um:ag Yayınları / Uğur Mumcu Bütün Yapıtları Dizisi

“Gazetecinin ve tarihçinin işlevleri ayrıdır. Gazeteciler, tarih yazmazlar; tarihçilerin yararlanacağı kaynakları bulmaya ve sunmaya çalışırlar.
Tarihçinin görevi başkadır. Tarihçi, tarih yazarken, anılardan ve belgelerden yararlanır. 40′lı yıllarla ilgili birçok anı yayınlandı. Bu dönemde yaşanan
olayların hemen hepsi, ayrı ayrı incelenmeye değer konulardır. Amacım kuşbakışı da olsa 40′lı yılları biraz daha yakından görebilmek ve
gösterebilmekti. 40′lı yıllar bugünleri de yönlendiriyor. Cadı kazanları bugün de kaynıyor. Kazanlarda yananlar, kazanların altına odun atanlar, bugün başka başka insanlar. Ama sonuç değişiyor mu? Hayır!” -Uğur Mumcu-

Karabekir Anlatıyor
Uğur Mumcu
um:ag Yayınları / Uğur Mumcu Bütün Yapıtları Dizisi

“Her ihtilal, çatışmalar ve çalkantılar içinde oluşur. Bu çatışma ve çalkantılar, ihtilalcileri karşı karşıya da getirir. Mustafa Kemal ve Karabekir Paşa, Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızı kesin utkuya ulaştıran iki eski dost, iki eski asker ve iki eski ihtilalcidir. (Ama) yolları, hilafetin kaldırılması ve cumhuriyetin ilanıyla birlikte ayrılmıştır. İhtilal, evlatlarını yer! Bu bir değişmez kuraldır. Anadolu İhtilali, Türkiye’de bir yeni dönem açmış, bir çağ değiştirmiştir. Böylesine bir olayda, ihtilalcilerin yollarının ayrılması doğaldır. Doğal olmayan, bu olaylar üzerindeki yasakların şu ya da bu nedenle bu gün bile sürmesi, sürdürülmesidir.” -Uğur Mumcu-

Sakıncalı Piyade
Uğur Mumcu
um:ag Yayınları / Uğur Mumcu’nun Bütün Yapıtları Dizisi

“Ellerin dert görmesin Uğur Mumcu! Sakıncalı Piyade’yi yazdığın için, eline sağlık, ağzına sağlık, canına sağlık. Kendi yazdıklarıma gülemem. Ama senin yazdıklarını gülerek okudum. ‘Acı acı gülmek’ deyimi vardır ya, işte öyle acı acı güldüm.”
-Aziz Nesin-

HAKKINDA YAZILANLAR

1.Uğur Mumcu’dan um:ag’a/
Unutmadık
Kolektif
Um:ag yayınları / Özel Dizi

Uğur Mumcu “slogan solculuğu” yapan biri değildi, günü kurtarmaya çalışan biri hiç değildi. Böyle olmadığını bu kitapta bir kez daha göreceğiz. Bu kitap onun, onurlu savaşımının öyküsü… Aynı zamanda onurlu bir yaşamın öyküsü… Uğur Mumcu kendi öyküsünü, kendisi yazdı bir bakıma; biz bu öykünün aktarılmasına aracı olduk yalnızca. Uğur Mumcu, “Ben Ankara’nın yerlisiyim” diye başlayan öyküsünü, tam bağımsızlık ülküsüyle bezeyerek sunuyor bize. Yazmaya, 1960′larda başladığı gözönüne alınırsa, Mumcu’nun yazılarından alıntılarla oluşan bu kitap, aynı zamanda Türkiye’nin neredeyse yarım yüzyılının da öyküsü… Hem Mumcu’yu, hem de ülkemizin bu zaman diliminde yaşadıklarını değerlendirme, değişen ya da değişmeyen şeyleri sorgulama olanağı sunacak okura. Uğur Mumcu’yu yurtiçi ve yurtdışında, özellikle gençlere, araştırmacı gazeteciliği meslek olarak seçenlere, basın kuruluşlarına ve onu sevenlere daha iyi tanıtabilmek; demokrat, laik, cumhuriyetçi, Atatürkçü, emekten, hak ve özgürlüklerden yana kişiliğini geleceğe yansıtabilmek için hazırladığımız bu kitap, aydınlanmacıların evi um:ag’ı tanıtma ve onun aydınlanma yolundaki yürüyüşünde Mumcu’nun dostlarının çoğalması amacını da taşıyor. Çünkü, Unutmadık… Uğur Mumcu’dan um:ag’a çoğalarak, ilkelerimize sahip çıkarak yürüyeceğiz!


Where Am I?

You are currently browsing the Yazarlar Şairler category at Fıkra Espri Dünyası.