Monica Bellucci kimdir

Aralık 14th, 2011 § 0 comments § permalink

Monica Bellucci1964 doğumlu ünlü İtalyan sinema oyuncusu2000 yapımı Malena adlı filmde canlandırdığı genç ve güzel dul Malena rolüyle tanınan Bellucci, Gaspar Noé’nin büyük yankı yapan filmi Dönüş Yok’da (Irréversible) canlandırdığı ‘Alex’ rolüyle dünya çapında üne kavuştu. Monica Bellucci, dünyanın en seksi kadınları arasında gösteriliyor.

 

Monica Bellucci30 eylül 1964’de İtalya, Umbria Bölgesi’nde Città di Castello’da dünyaya geldi. Soyadı Latince bir kelime olan “Bellutus”tan gelen Bellucci, Perugia Üniversitesi’nde (University of Perugiahukuk eğitimi almaya başladığı sırada, mankenliğe merak sardı. Avukat olacakken mankenlik kariyerine ağırlık veren 1.79 m. boyundaki Bellucci, 1988’de Avrupa’nın moda merkezlerinden biri olan Milan’a taşındı.

Bir süre sonra Elite Model Management ile anlaştı ve 1989’dan itibaren önce Paris’te göze çarptı, ardındansa Avrupa dışında New York’ta da tanınan bir model haline geldi. Fransız ELLE dergisi gibi birçok dergi ve markalar için poz verdikten sonra Giuseppe Tornatore’nin çektiği Dolce & Gabbana’nın Black & White reklam filminde oynadı.

1989’da oyunculuğa geçmek için dersler almaya başlayan Bellucci, 1990’ların başında birkaç televizyon filminde küçük rollerde yer aldı. 1992 yılında ilk büyük sinema denemesi olan ve Gary OldmanWinona RyderAnthony Hopkins ve Keanu Reeves’in başrollerinde olduğu Francis Ford Coppola filmi Bram Stoker’s Draculaadlı ingilizce filmde, Dracula’nın gelinlerinden birini canlandıran Bellucci, 2000’e kadar yaklaşık 20 filmde küçüklü büyüklü rollerde yer aldı. 2000 yapımı Giuseppe Tornatore filmi Malena’da genç ve güzel dul bir kadın olan ‘Malena’ karakterini canlandıran Bellucci, bu başrol sayesinde ilgileri iyice üzerine çekmeyi başardı. İngilizce konuşulan çevrelerde de büyük alkış toplayan Malena’nın ardından2002 yapımı Astérix & Obélix: Mission Cléopâtre’da ‘Kleopatra’yı oynadı. Aynı yıl Gaspar Noé’nin büyük yankı yapan filmi Dönüş Yok’da (Irréversible) oynadığı başrolle dünya çapında üne kavuştu.

2003 yapımı Antoine Fuqua filmi Tears of the Sun’da (Güneşin Gözyaşları) Bruce Willis’le başrolleri paylaştı. Aynı yıl Matrix Reloadedve Matrix Revolutions’ta ‘Persephone’ karakterini canlandıran Bellucci, 2004’de Mel Gibson’ın senaryosunu yazdığı ve yönettiği The Passion of the Christ’ta ‘Mary Magdelene’ karakterini oynadı.

Bellucci’ye The Passion of the Christ’teki çalışmasından sonra bir çok hayranı tarafından Roman Catholic(katolik) yakıştırması yapıldı. Bellucci, film hakkındaki ‘The Big Question’ adlı belgeselde şu açıklamayı yaptı:

 

Ben agnostik (bilinemezci) birisiyim, yinede bütün dinlere saygım ve ilgim var. Eğer inandığım birşey varsa o da gizemli bir enerji olduğu ve bu sayede okyanusların dolduğu, insanların ve doğanın birleştiğidir.

1998’de İtalyan Max dergisine ve GQ dergisine çıplak takvim çekimleri yapan Bellucci, 1999’da Maxim Dergisi’nin 50 En Seksi Kadın Listesinde 6. iken, 2002’deki100 En Seksi Kadın Listesinde 9. oldu. Aynı yıl ünlü internet sitesi Askmen’de En Çok Arzulanan Kadın (Most Desirable Woman) seçildi ve 2004’de Dünyadaki En Güzel 100 Kadın (Most Beautiful Women in the World) listesinde 1. sırada yer aldı. 8 Kasım 2004 ‘de Fransız TV şovu “La Plus belle femme du monde” de izleyiciler tarafından dünyanın en güzel kadını seçilen Bellucci, 2005’de FHM Dergisi’nin Dünyanın 100 En Seksi Kadını Listesi’nde de 89. sırada yer aldı. Bellucci, 2006 Cannes Film Festivali‘nde jüri üyeliği yaptı.

En favori filmi Ettore Scola’nın Giornata particolare, Una (1977) olan Belluci, İtalyanca, Fransızca, ve İngilizce’yi akıcı bir şekilde konuşabiliyor ve bu dillerde oyunculuk yapabiliyor ayrıca Aramaic (eski Suriye’ye ait) dilinde de oynayabiliyor.

Monica Bellucci, 1989’dan 1995’e kadar aktör Nicola Farron ile nişanlı kaldı. Dobermann (1997) ve Dönüş Yok filmleri dahil olmak üzere bir çok filmde beraber oynadığı ünlü Fransız sinema oyuncusu Jean-Pierre Cassel’in oğlu Vincent Cassel ile evlenen Bellucci,12 Eylül 2004’te Roma’da Deva adında bir kız çocuğu dünyaya getirdi. 2004 yılında kızına hamile iken İtalyan kanunlarına göre sadece evli çiftlerin tüp bebek sahibi olabilmelerini protesto etmek amacıyla İtalyan Vanity Fair dergisine çıplak pozlar vermişti. Bellucci ve eşi aralarındaki ilişkinin rutinleşmemesi için ayrı evlerde yaşıyorlar.

Google Arama:

Caner Cindoruk kimdir

Aralık 13th, 2011 § 0 comments § permalink

1980 yılında, Adana‘da doğdu. İki kardeşi de oyuncu olan ve babası öykü kitapları yazan Cindoruk, ailesinin de etkisiyle tiyatroya yöneldi. Çukurova Üniversitesi Konservatuarı‘nda Tiyatro bölümünü bitirdi. Üniversitede okuduğu yıllarda, okulun tiyatro topluluğunda oyuncu, yönetici ve yönetmen görevlerinde bulundu.

1997 yılında Adana Seyhan Belediyesi Tiyatro Topluluğu ile beraber ilk profesyonel tiyatro oyununa çıktı. 10 yıl boyunca Seyhan Belediye ve Adana Şehir Tiyatro‘larında oyuncu olarak görev aldı.

2006 yılında, Benelminel filmi ile birlikte sinema kariyerine başladı; bu filmde Özgü Namal ile ilk defa çalışma şansını elde etti. 2008 yılında ise Kelebek filminde rol aldı.

2007 yılında, Kara Güneş adlı diziyle birlikte televizyon dizilerinde görülmeye başlayan Cindoruk, 2008 yılında Geç Gelen Bahar ve Yaprak Dökümü dizilerinde rol aldı. Yaprak Dökümü’nde canlandırdığı Doktor Nazmi karakteri büyük ilgi gördü.

Caner Cindoruk, 2009 yazında başlayan ve Orhan Kemal‘in aynı adı taşıyan unutulmaz eserinden uyarlanan Hanımın Çiftliği adlı dizideki Kemal rolüyle sanat hayatına devam etmektedir. Yayınlandı günden itibaren olumlu eleştiriler alan dizideki rol arkadaşlarıMehmet Aslantuğ ve Özgü Namal‘dır.

Oynadığı Diziler;Yaprak Dökümü, Geç Gelen Bahar, Kara Güneş.

Oynadığı Filmler; Kelebek, Beynelminel.

Oynadığı Tiyatro Oyunları; Fehim Paşa Konağı, Yalancı Aranıyor, Kaktüs Kumpanya, Soyut Padişah, Komşu Köyün Delisi, Yeşil Papağan Limited, Ada, Hayvan Çiftliği, Suçlular Çağı Suçsuzlar Çağı, Kuğular Şarkı Söylemez, Uçurtmanın Kuyruğu.

Yönettiği Tiyatro Oyunları; Ada, Hayvan Çiftliği, Suçlular Çağı Suçsuzlar Çağı, Kuğular Şarkı Söylemez.

Filiz Akın kimdir

Aralık 13th, 2011 § 0 comments § permalink

Aktris, yazar. Türk sinemasının en başarılı kadın oyuncularından biri olan Akın, 60′lı yıllardan günümüze rol aldığı sayısız filmde bir çok farklı karakteri canlandırmış, zerafet ikonu olmuştur. Güzelliği ve asaletiyle romantik temalı Türk filmlerinin vazgeçilmez oyuncusu olan Akın’ın önemli filmlerinden bazıları; ReyhanUtançUmutsuzlarPrangasız MahkumlarAnkara Ekspresiİki Gemi Yanyana veGurbet Kuşları‘dır.
1943 yılında Ankara‘da dünyaya geldi. TED Ankara Koleji‘ndeki eğitimini tamamladıktan sonra Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü’ne kaydolan Akın, başarılı bir öğrenciydi. İyi derecede Fransızca ve İngilizce bilen, mimar olmak istemesine rağmen bir turizm acentasında çalışmaya başlayan Akın, 2 yıl süreyle şef olarak görev yaptı. Kolej yıllarından bir arkadaşının tavsiyesiyle sinema sektörüne girmeyi düşünmeye başlayan Akın, 1962‘de Artist dergisinin düzenlediği yarışmayı kazandı. Yeşilçam’a adım atmasında önemli olan bu gelişmeden sonra Memduh Ün‘ün yönetmenliğini yaptığı Akasyalar Açarken filmiyle sinema kariyeri başladı. Ardından Şakayla Karışık adlı filmde Ajda Pekkan‘la başrolü paylaşan oyuncu, Kadın Berberi ve Kadın Terzisi filmlerinde canlandırdığı rollerle adını geniş kitlelere duyurdu.Filiz Akın, dramadan komediye birçok farklı türde oyunculuğunun zirvesindeydi. 1964yılında izleyiciyle buluşan Yankesici Kız adlı filmdeki oyunculuğuyla da övgüler alan aktris, o dönemde yapımcı ve yönetmen olan Türker İnanoğlu ile tanıştı. İnanoğlu yönetimindeki birçok filmde başrolde oynayan Akın, bir süre sonra ünlü rejisörle dünya evine girdi. Bu evlilikten İlker İnanoğlu adında bir erkek çocukları oldu.

1965 yılında Akın, filmografisine bir film daha ekledi: Kolejli Kızın AşkıAyhan Işık‘la başrolleri paylaştıkları yapımdaki rolüyle romantik temalı Türk filmlerinin vazgeçilmez ismi olan Akın, daha sonra Cüneyt Arkın‘la kamera önüne geçtikleri Çıtkırıldım da benzer bir tiplemeyi canlandırdı.

Ayhan Işık, Zeki MürenSadri AlışıkEdiz Hunİzzet GünayTarık Akan ve Kartal Tibet gibi döneminin başarılı erkek oyuncularıyla başrolleri paylaştığı sayısız filmle izleyicinin gönlünde taht kuran Akın, MİT eski Müsteşarı Sönmez Köksal‘la evlendi.

Akın 1971 yılında çekilen “Ankara Ekspresi” filmindeki Hilda rolüyle Antalya Film Festivali‘nde “En başarılı kadın oyuncu” ödülünün sahibi oldu. Akın, 80′lerin başında sinemaya veda etti. Aktris yıllar sonra, 1989‘da yeniden izleyiciyle buluştu. TRT için çekilen Geçmiş Bahar Mimozaları‘nda Rutkay Aziz ve Mehmet Günsür‘la başrolleri paylaştı.

Sabah gazetesinde köşe yazarı olarak yazmaya başlayan Akın, 2002‘de yakalandığı çene kanserini yendi. Kansere karşı destek amaçlı başlattığı “Sarı bilezik” ve “Mavi bilezik” gibi kampanyalar oldukça başarılı oldu. Aktris, 2005‘te hastalık sonrası deneyimlerini kaleme aldığı Hayata Merhaba, daha sonra da “Filiz Akın ile Güzellik, Sağlık ve Genç Kalma Üzerine” isimleri kitapları yayımladı.

Filiz Akın’ın en büyük hayranlarından biri olarak bilinen Pınar Çekirge, aktrisi Türk Sineması’ndaki yeri, ikonografik ve toplumbilimsel değeriyle değerlendirdiği “Başrolde Filiz Akın” isimli kitabı 2007‘de yayınladı. Akın, halen Sabah Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapmaktadır.

Ekin Türkantos Tarafından Filiz Akın’la Yapılmış Röportaj

Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nde okurken Yeşilçam’a geçiş yaptınız. Arkeoloji istediğiniz bölüm değil miydi?

Bir arkadaşımın annesi sayesinde müracaat etmiştim. Arkeoloji güzel bir bölüm. İlk sene mitoloji okudum, keyifliydi. Annem merdivenlerden düşmüştü. Geçinebilmemiz için birimizin çalışması gerekiyordu. Annem ve babam ayrıydı. Koleji bitirince hemen o yaz çalışmak zorunda kaldım. Aslında Ortadoğu’da mimari ve dekorasyon okumak istiyordum.

Sizce kariyeriniz için en önemli film hangisiydi?

‘Umutsuzlar’ ile ‘Ankara Ekspresi’dir. Çünkü bu iki filmde değişik iki kadını oynuyorum. Ben cinsel tarafım vurgulanmış bir oyuncu değilim. Bunu en iyi Müjde Ar değerlendirmiştir. Cinsel obje olmadan kadının cinsel sorunlarını sinemaya aktardı. Bizim hikayelerimizde bu gerekmiyordu. Bu anlamda en çok hissedilen oyuncu Türkan Şoray’dır. Çok dişi bulunur, beğenilir. Onun gülüşü, bakışı herkesin dilindedir. Ben bundan uzak olmak istedim. Bu taraf eksik olunca çok arzulanmayan kadın, kadın seyircinin de dikkatini çekmiyor. Ancak ‘Ankara Ekspresi’nde erkeklerin başını döndüren ama onlarla yakınlık kurmayan bir casus kadın rolü vardı. Bunu yapabileceğimi biliyordum. Çünkü bu bir oyun. Ben demek değil. İnsanın içinde Rus bebekleri gibi pek çok kişiliği var. Doğal sarışın olmama rağmen sinemada sarışın rollere en uygun kişi bendim. Başrole düşünüldüğümde sevinmiştim.

Ya başrol verilmeseydi…

O zaman üzülürdüm. Çünkü benim başka bir yanımı ortaya çıkarttı. Hayat bir oyun diye düşünüyorum. Ama her zaman da çok şirin değil. İnişli, çıkışlı bir yol. İnsanlar bizlere bakıp paraları, şöhretleri oldu diye düşünüyor. Oyunculuğun çok boşlukları vardır. Duygusal dünyası zor. Yaşadıkları acıları hep sineye çekmek zorunda kalmıştır oyuncular. Bunu söylememin nedeni ise gençlerden çok özenen var. Bunu düşünerek girsinler. Çünkü faturası ağır.

Sinemayı neden bıraktınız?

Bırakmayı düşünmüyordum ama televizyon gelmişti. ‘Dallas’ tarzı diziler de Türk filmleri kıvamındaydı. Daha çok entrika vardı. Seyirci, evine dönük yaşamaya başladı. Kimse filmlere gitmiyordu. Erkek izleyiciler için erotik mesajlı filmler yapılıyordu. Bir dizi yaptım sadece. Büyük konuşmak istemiyorum ama bir daha dizi yapmak istemiyorum.

Peki hiç kayda değer bir proje gelmiyor mu sıcak bakabileceğiniz?

Geliyor. Ama bensiz de oluyor sinema. Özlemiyorum da. Çünkü 117 film yapmışım. Bu büyük bir tatmin.

Kimleri beğenirsiniz?

Arzum Onan ve Defne Samyeli gibi sansasyondan uzak, başarısını sadece güzellik üzerine kurmamış kişileri seviyorum. Sanem Çelik ve Nurgül Yeşilçay’ı beğenirim. Hülya Avşar da çok iyi bir oyuncudur.

Hastalık sürecine gelirsek… ‘Neden ben?’ diye düşündünüz mü?

Kanser normal bir kelime olsun istiyorum. Tedavisi zor ama var. Biraz tanınıyorsam bu beni hastalık karşısında özel kılmıyor. Sadece yanlış teşhis konulduğunda yıkılmıştım. Şimdi Arzum Onan ve Mehmet Aslantuğ ile Merve İldeniz ve Serdar Önal’ın o onurlu duruş hoşuma gidiyor. Yaygara yapmadıkları gibi herkesi susturdular. Dünyada büyük savaşlar oluyor. Bunun yanında bizimki hiçbir şey değil diyorlar. Bende buna öncülük yapabildiysem sevinirim.

‘Arkadaşım reiki yollasa da acılarım hafiflese’ dediğinizi okumuştum. Bu tarz yöntemlerden yararlandınız mı?

Bircan Usallı beni reiki uzmanına götürdü. Düşüncenin bir gücü olduğunu ve yol kat ettiğini düşünüyorum. İleride bu konuda bilimsel çalışmalar yapılacak. Bu hastalığın kimlerin başına geldiğine baktığınızda onların sevgi ve enerji dünyasına sığındığını görürsünüz. Bu rastlantı değil. Pozitif düşünceye inanıyorum.

Kitabınız ne anlatıyor?

Zayıflama, ameliyatsız güzelleşme sırları, makyaj sırlarım, anti-aging ve uzmanlarla konuşmalarım var.

Sadece burnunuz ameliyatlı değil mi?

Burun ameliyatı, liposuction ve lifting yaptırmıştım.

Botox konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaş arasındaki çizgilere cevap verse de dolgu amaçlı yaptıranları anlamıyorum. İnsan konuşan, yürüyen, sosyal bir varlık. Bilgisi, espri anlayışı, ürettiği şey çok önemli. Kendisini yeniden yaratmak yerine yaşının en iyisi olmak mantıklı. Genç olacağım diye uzaylı gibi olmayı istemem.

Google Arama:

Azra Akın kimdir

Aralık 13th, 2011 § 0 comments § permalink

08 Aralık 1981 Hollanda’da doğmuş ve eğitim görmüş Azra Akın 1998 yılında Elite Model yarışması Türkiye ayağı ile birincilik kazanmıştır. Daha sonra 2002 yılında Star TV’nin düzenlediği Türkiye güzellik yarışmasında birinci olmuştur. Bu yarışma sonucu Miss World yarışmasına katılmaya hak kazanmıştır. İlk olarak Nijerya’da düzenlenmesi plananlanan yarışma bu ülkedeki Amina Lawal adlı kadının evlenmeden çocuk sahibi olması ve bunun sonuncunda ölümle cezalandırılmasını protesto için bir çok ülke tarafından boykot edilme tehlikesiyle karşılaşınca Londra’ya alınmıştır. Yarışma sonucunda Miss World ünvanını 1932‘de Keriman Halis’in ardından Türkiye’ye ikinci defa getiren Azra Akın olmuştur. Bu ünvan 1954‘de bir Mısırlı güzele verilen dünya güzelliği ödülünden bu yana nüfusunun büyük çoğunluğu müslüman olan bir ülkeye gitmemişti.

Manken-modellik yapmaya devam eden Azra Akın, aynı zamanda reklamlarda ve TV dizilerinde oyunculuk da yapmaktadır.

Seda Sayan kimdir

Aralık 13th, 2011 § 0 comments § permalink

Seda Sayan, 30 Aralık 1961‘de İstanbul’da doğdu. Gerçek adı Aysel Gürsaçer olan sanatçı, müzik dünyasındaki çıkışını 1980li yıllarda yaptı. “Ah Geceler”, “Bebeğim”, “Ben Sana Demedim mi”, “Sensizliğe Yanarım” ve “Var mısın” gibi parçalarla çıkış yaptı. Uzun bir süredir televiyonların sabah kuşağında kadın programı yapmakta olan sanatçı birçok dizide oyuncu olarak yer aldı. En son Tamer Karadağlı ile birlikte rol aldığı “Fedai” isimli dizinin başarısızlığının ardından müzik çalışmalarına devam etti. Bir dönem televizyonda yayınlanan bir yarışma programında İbrahim Tatlıses veMuazzez Abacı ile jüri üyeliği yapmıştır.

1987 yılında Rıdvan Kılıç ile evlenen sanatçının bu evliliği 6 ay sürdü. 1990 yılındaSinan Engin ile olan evliliğinden tek oğlu Oğulcan’a sahip olan Seda Sayan, 6 yıl süren bu evliliğin bitmesinden sonra 1998 yılında Soner Yapcacık ile evlendi. Bu evliliği de son bulduktan sonra içinde Mahsun Kırmızıgül‘ün de bulunduğu birçok kişi ile ilişkisi olan sanatçının gündemde en uzun kalan ilişkisi Nihat Doğan ile oldu. Nihat Doğan ile nişanını bozduktan kısa bir süre sonra 1 Şubat 2008‘de kendinden 23 yaş küçük olan şarkıcı Onur Şan ile evlendi. Sanatçının nikahını İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş kıydı.

Sanatçının kendi ağızından hayat hikayesi :

“Eyüp’te, 11 ailenin oturduğu, avlusu, tuvaleti ortak gecekondulardan birinde doğup büyüdüm ben. İlkokula giderken, önlük ve çanta parasını çok zor denkleştirmişti babam. Çünkü tembeldi, alkol düşkünüydü. İçer içer olay çıkarır, anneme saldırır, bizi döverdi. Yaşadığımız müthiş bir yoksulluktu. Bazı geceler yiyecek ekmek bulamazdık. Annemin, ‘Bakkala ekmek gelmemiş, uyuyun ekmek gelince ben sizi uyandırırım’ diyerek bizi kandırıp aç yatırdığı çok olurdu. Ama babamın içki parası her zaman bulunurdu. Öyle kavgacıydı ki, evdekileri dövdüğü yetmez gibi, kirasını ödemediği evsahipleri para konusunda ısrar edince onları da döverdi. Hayatta en çok başkalarının aile fotoğraflarına, siyah beyaz resimlerin olduğu albümlerine özenirim. İçimde hep uktedir. Çünkü, ekmek alacak paramız yokken, fotoğraf çektiremezdik”

“Bakın, yaşanan bir olay, acısı hala yüreğimde olan bir dram var şimdi. Küçük kardeşim Sedat, ağbisi Şahin’i vurdu. Çünkü, Şahin tam bir psikopattı. Uyuşturucu kullanmak onda, kavgacılık, geçimsizlik onda, ne ararsanız var. Ve Şahin’i yaratan, onu bu hale getiren, gerçek suçlu babamdır. Şahin’i psikopat yapan babamdır. Şahin’in bu hale gelmesi hep babamın yüzündendir. Onu döve döve isyankar yaptı. Sedat küçüktü, yırtardı dayaktan. Bana dokununca artistlik yapar, yandım Allah deyince, uzatmazdı. Ama en çok dayağı ablam Nursel’le Şahin yerdi. Bu ibret olsun herkese. Alkolik ve dayakçı babalar çocuklarını düşünmeli. Şahin’in şimdi kanı değişti, tedavisi yapıldı, pırıl pırıl oldu. İnşallah artık uyuşturucu kullanmaz. Allah uyuşturucu satıcılarının belasını versin. Kendi başıma gelen bu felaketi, deprem bölgesine giderek unuttum. Yoksa müthiş bir bunalım içindeydim.”

“Daha çok küçüğüm. Eyüp’teki evin avlusunda oynarken ‘Maymuncu geldi’ dediler. Adamın biri maymuna elbise giydirmiş, sokak aralarında dolaştırıyormuş. Ben maymunu göreceğim diye yıldırım hızıyla koşunca, komşu kadınlardan birinin çamaşır yıkamak için bahçede kaynattığı kazana çarptım. Tabii kazan da üzerime döküldü. Resmen canlı canlı haşlandım. Doktor, anneme ‘Hazırlı olun, her an ölebilir’ bile demiş. Kocakarı ilaçlarıyla iyileştim. Öldürmeyen Allah öldürmüyor işte. Ama o yanıklardan çektiğim ıstırabı asla unutamam.”

“İlkokul öğretmenim Muazzez Karipçin’di. İnşallah yaşıyordur, kulakları çınlasın. Bazen ‘Hadi Aysel bir şarkı söyle bakalım’ derdi. Bir gün annemi çağırarak müziğe aşırı ilgim olduğunu söyledi. Konservatuvar konusu o zaman gündeme gelmişti ama nerde! Yiyecek ekmek bulamadığımız gün olurdu. Hiç unutmam öğretmenim de, elimden tutup İstanbul Radyosu’ndaki Ses Yarışması’na götürmüştü beni. Ne yazık ki başarılı olamamıştım. Günlerce ağladım, ağlamaktan gözlerimin aklarına kan oturdu. Ama müziğe öylesine sevdalıdır ki Aysel… Bu uğurda her şeyi göze alarak evden bile kaçar. Henüz 15 yaşındaydım. Babamın evde herkesi kırıp döktüğü bir gün Kadırga’daki evden kaçtım. Hiç unutmuyorum, geceyi Fındıkzade’de bir apartman boşluğunda geçirdim. Sokakta yattım açıkçası. Yanımda Ümit adlı bir kız arkadaşım daha vardı. Ertesi gün de Şişli’deki aile dostumuz Şükran ablamın yanına gittim. Polise başvurmuş ailem. Sonra karakola gidip teslim oldum. Bu olay hayatımdaki en büyük risktir. Başıma her şey gelebilirdi çünkü. Bu yüzden kimsecikler evinden kaçmasın, sakın ola bana özenmesinler, benim kadar şanslı olmayabilirler. Kaçış nedenim babamdı. Şarkı söylememe de karşı çıkmıştı.”

Tavernada çalışırken, birisi Turgut Akyüz’e tavsiye etmiş beni. Rahmetli Turgut beni dinleyip beğenince, o zamanın meşhur eğlence yerlerinden olan Stardust’ta üç bin lira yevmiyeyle işe başladım. Silahlı bir saldırı sonunda Turgut ölünce yıkıldım. Ardından sahildeki Kamacı’da çalıştım. Derken, Gülizar Gazinosu’na geçtim ve artık sınıf atlamıştım. Seda Sayın dediler, sonra Seda Sayan oldum. Filmlere başladım ve Fahrettin Aslan keşfetti beni. O ara Zeki Alasya- Metin Akpınar’ın yanında ‘Elma Kabare’ de çalıştım. Şov gereği Demirel’in, Özal’ın, İnönü’nün fallarına bakmıştım, şarkılar söylemiştim.”

“Eyüp’te, Kadırga’da bazen para bulunca sinemaya kaçardık. Ve ben Türk filmlerine bayılırdım. Ordaki aşklara, kızların bir anda şöhreti, parayı bulmasına mest olurdum. Ve mahallede bir marangoz kalfasına aşıktım. İlk aşkımdı o. Ama çocuğun haberi yoktu. Dikkatini çekmek için neler yapmazdım ki! Kafama çoraplar geçirip yatar, sabah ruj sürerdim. Nafile! İlk aşkta hüsran yaşadım.”

Where Am I?

You are currently browsing the Sinema Oyuncu Manken category at Fıkra Espri Dünyası.