Alçak Gönüllü Kızın şiiri

Aralık 13th, 2011 § 0 comments § permalink

Alçak Gönüllü Kızın şiiri

Bir yarim olsun esmer, yakışıklı,
Çok şey istemem, boyu 1.80 olsun.
Fazla zengin olmasın umrumda değil,
Yetir ki 50-60 milyarı olsun.

Mesleğe etikete hiç önem vermem,
İster Mühendis, ister doktor olsun.
Düğünümde fazla görkem istemem,
Yeter ki nikahımız Hilton da olsun.

Balayımız küçücük bir tatil,
Paris te, Roma da, New-York ta olsun.
Yüzgörümlüğü önemli değil,
Ne çıkar, birkaç taşlı pırlanta olsun.

İstedim ki olmuşken gönlümce olsun.
Nerede olursa olsun otururum ben,
Minicik, 3 katlı bir köşküm olsun.

Evimde erkeğimin sözü geçmeli,
Yeter ki benem de müsaadem olsun.

Ev işlerimi kendim yaparım,
Bana yardım edecek birkaç hizmetçim olsun.

yemek hazırlamak ayrı bir zevktir,
Pişirecek Bolulu bir aşçım olsun.
Midem büyük değildir, kuru Ekmek yerim,
Yeter ki katığım siyah havyar olsun.

Seyahat etmek en büyük zevkim,
Yeter ki arabam Mercedes olsun.

Yaz tatilim sakin geçmeli,
Bunun için Side de bir yalım olsun.
Soğuk karlı kış günlerinde,
Uğrak yerimiz Uludağ olsun.

Yılbaşı gecesi tek eğlencemiz,
Maksim de İborotti konseri olsun.

Doğum günümü hatırlasın yeter,
Yeter ki hediyesi bir yakut olsun.

Yıldönümümüzü birlikte kutlayalım,
Bana hediyesi bir villa olsun.

Kocayalım onunla aynı yastıkta,
Yeter ki yastığımız atlastan olsun.

Çocuklarımı kendim büyütürüm,
Bakacak İtalyan bir dadımız olsun.

Bundan ibaret bütün isteğim.
Nice kısmetlerim çıktı da teptim.
Benim gibi bir alçak gönüllüyü alacak olan,
Sadece birazcık sabırlı olsun….

Google Arama:

Robinson Crusoe Özeti Daniel DEFOE

Aralık 5th, 2011 § 0 comments § permalink

Bu romanda, düştüğü ıssız bir adada 28 yıl ya­şayan adamın macerası anlatılmıştır. Onun doğa ile o!an mücadelesi, yaşama savaşı romanın ana ko­nusudur. Romanın tezi, güçlü bîr irade ve çalışma enerjisiyle tüm zorlukların yenilebileceğidir. Robinson Crusoe, macera düşkünüdür. Denizle­re açılıp yeni yerler görme tutkusu içindedir. Yaptığı tehlikeli iki deniz yolculuğu yüzünden bu tutkusun­dan vazgeçer. Ancak, bir süre sonra tekrar yolculu­ğa çıkar. Yolculuk yaptığı gemi batar. Tek kendisi kurtulur. Issız bir adada yaşamaya başlar. Kendine bir barınak yapar. Yaban keçilerini evciileştirir. Top­rağı eker. Orada tuttuğu günlükleri aynı zamanda romanın konusu oluşturacaktır. Bir gün, başka a-dalardan getirilen bir vahşiyi esir alır. Adını Cuma koyar. Onu eğitir. Bir süre sonra, ada çevresindeki bir gemide ayaklanma çıkar. Bundan yararlanarak, gemiyi ele geçirir ve ülkesi İngiltere’ye döner. Tüm bu yaşadıklarına karşın, macera tutkusu yine bit­mez.

anneye özel..

Haziran 7th, 2011 § 0 comments § permalink

Anne gökte bir ışık, anne parlak bir yıldız
Anne yoklukta bir düş, ayda bir yaldız
Anne tutunulan bir dal, dertlerin garip çizgisi
Anne gözümdeki yaşların bir virane dizgisi

Anne güllerin bezemesi, gülden deste
Anne sözümde tutuklu, tarifsiz beste
Anne yanar yürek, can bitkin kafeste
Anne hasret bağırda, anne içimde aheste

Anne ızdırabın adresi mahzun yüzün
Anne baharda mazlum, hazanda güzün
Anne çilemde dolmuş ağlar gözün
Anne bahtımda yazılı merhamet sözün

Anne ayağı altında cennet dizilmiş
Anne yavruya hasret ekilmiş
Anne gül gözlerin gene üzülmüş
Anne hasretine dağlar çözülmüş

Anne gene üzdüler mı seni boynun bükük
Anne dur gökler ağlayacak halin çökük
Anne ümidimde bahtım yırtık sökük
Anne halinde öyle bir naz ki nazlar dökük

Anne kıymeti bilinmeyen ey kutsal güzel
Anne ey kalbin attığı sevgide özel
Anne saçlarımı okşayan şefkatten bir el
Anne versem ömrümü sana olur mu bedel

Anne zahmetim karnında başladı sana
Anne çocukken neler yaptım anlatsana
Anne nasıl veririm hakkını beni anlasana
Anne susuzum özlemine kalbim nasıl kana

Anne kaç kere aç kaldın biz yiyelim diye
Anne kaç gününü sana zindan ettik
Anne uykunu aldık mı gözlerinden
Anne kaç gece sardın bizi sabahın ışığına

Anne biliyorum saysan bitmez zahmetin şefkatin
Anne gücüm yetmez satsam dünyayı olmaz bedelin
Anne değişmem seni dünyayı verseler elime
Anne hakkın ödenmez tek kelime

Anne vursam prangaları gökkuşağına
Anne dağlar devirsem kucağına
Anne güller diksem ocağına
Anne altınlar dizsem bucağına

Anne yetmez sana yetmez
Anne sen rahmetsin
Anne sen özlemsin
Anne sen en güzelsin
Anne gözümde pınar
Anne içimde damar
Anne acılar yamar

Anne sen var ya bitmeyen dizgi
Anne çatlattın ahengi
Anne sildin güzeli rengi
Anne taçsız sultanım
Anne derdim dermanım
Anne cennet fermanım

Anne lalezar, anne güldeste
Anne en güzel şiir, en güzel beste
Anne kalbimde uhde
Anne dudaklarımda buse
Anne kulak ver bu sese
Anne bak yanan nefese
Anne kuşun çırpınıyor, sığmaz kafese

Anne, anne, gül yüzlüm anne
Anne, anne, canım anne
Kıyamadığım rahmetim anne
Sevgisi bambaşka, benim şefkat denizim anne

 

Mustafa Çalışkan Manisa

Google Arama:

Özledim anne…

Ocak 19th, 2011 § 0 comments § permalink

Gurbetin ışıkları gönlümü aydınlatmıyor anne
Toprağı buram buram mis gibi kokmuyor anne
Gurbetin hiçbir nimeti beni mutlu etmiyor anne
Gözlerimin önünden yurdumun hiçbir şeyi gitmiyor anne

Duygularım kördüğüm olmuş gözyaşım gelmiyor anne
Şakır şakır konuşan dilim şimdi konuşmuyor anne
Ne geceler ne de gündüzler geçmiyor durmuş sanki anne
Sevdiklerim aklıma geliyor adlarını söyleyemiyorum anne

Nereden çıktı gurbette yaşamak bilemiyorum anne
Ölüme yavaş yavaş gidiyorum sanki anne
İnsanlar somurtmuş telaşlı hep izdiham içinde anne
Ne olacak benim bu halim şaşırdım kaldım anne

Gaz lambasının ışığını özledim anne
Gurbetin rengareng projektörleri mutlu etmiyor beni anne
Kuru ekmeğimi çorbaya doğradığım günleri özledim anne
Koyun yoğurdundan yapılmış buz gibi ayranı kana kana içmeyi özledim anne

Gurbetin albenisi güzel ama içimi güldürmüyor anne
Buranın rüzgarları bir hoş esmiyor serinletmiyor anne
İnsanların bakışları ürkütüyor beni küstürüyor anne
Ne yersem yiyeyim lezzet alamıyorum anne

Adım çıktı zengine mutlu fakirliğimi arıyorum anne
Helal kazanılmış lokmaları arar oldum anne
Bu genç yaşımda kamburlaştı belim yüzüm asık anne
Manevi zenginliğimi kaybedeceğime üzülüyorum anne

Soframdaki bereketi evimdeki eski huzurumu özledim anne
Büyüklere saygılı küçüklere sevgili olmayı arıyorum anne
Ahde vefayı ihlası ve bir lokmayı birlikte paylaşmayı özledim anne
Maheretli ve nasırlı ellerinden öpmeyi özledim anne

Süzülmüş mercimek çorbasını kaşıklarken buharındaki mutluluğu özledim anne
Bismillah ile başlayıp Elhamdulillah diyerek sofradan kalkmayı özledim anne
İnsanların canı gönülden birbirlerine gidip gelmelerini özledim anne
Mevlana nın dediği gibi ‘ya göründüğün gibi yada olduğun gibi görün’ olanları özledim anne

Yapmacık hareketler kendine iyi bak cümlesi bana yavan geliyor anne
Dostça kucaklaşmayı kucaklaşırkende samimiyeti özledim anne
İçi boş olan görüşelim tamam mı cümlesini sevmiyorum anne
Erkekçe el sıkışmayı sevdiğini asla yarı yolda koymamayı özledim anne

Güneşte ısınmış su ile yıkanmayı özledim anne
Komşuların dayanışmasını birbirlerine yemek göndermesini özledim anne
Herkesin kendi kapısının önünü yıkayıp temizlemesini özledim anne
İnce uzun sokakların güzelliğini özledim anne

Gurbette ölmek hoşuma gitmiyor korkuyorum anne
Bir Fatihanın okunup okunmayacağını düşünüyorum anne
Mezarımın üstünde kuşların cıvıldaştığı bir ağaç istiyorum anne
Bunları hep tasavvur etmekten gurbet hayatı beni uyutmuyor anne

Tezek dumanının tütmesini çeşitli hayvan seslerini özledim anne
Tezek ateşinde pişirilen yemeklerin damakta bıraktığı lezzeti özledim anne
Kırlarda kor ateşte demlenen kaçak çayın tavşan kanına benzemesini özledim anne
Başımı dizlerine koyup şekerlemeyi özledim anne

Kim ne derse desin ben patika yolların tozunu özledim anne
Ben bir bağbancının her geçen yolcuya salkımlarca üzüm vermesini özledim anne
Ben insanların selamlaşmasını kolay gelsin bereketli olsun demelerini özledim anne
Ve ben kuşların insanlardan ürkmeden özgürce uçmalarını özledim anne

Bu hayata alışamadım soluğum kesildi takatim tükendi anne
Yarını karanlık geleceği meçhullerden oldum anne
Kavuşmak için eski günlerimdeki mutluluğuma hep dua ediyorum anne
Başka annelerin şefkati beni tatmin etmiyor yorgunluğumu gidermiyor anne

Babamın yorgun argın işten gelirken gözlerindeki mutluluğu ve sevinci özledim anne
Biz çocukların etrafında dönmesini ve hoş geldin babacığım demeyi özledim anne
‘Bugün çok yoruldum taş duvar inşaatında çalıştım ama yinede şükürler olsun’ demesini özledim anne
Yıldızları bir bir saymaya çalışırken derin uykuya dalmayı özledim anne

Bahar gelince gül bahçelerinden gül toplamayı özledim anne
Topladığım gülleri öğretmenime vermeyi ve başımın sevgiyle sıvazlanmasını özledim anne
O şevk ile eve geldiğimde ekmeğimi gün pekmezine bandırarak karnımı doyurmayı özledim anne
Sonra da musluktan akan hamravat suyundan doyasıya içmeyi özledim anne

Sınıfın en çalışkanı olmak için harcadığım gayreti özledim anne
Ödevlerimi yapabilmek için büyüklerimin bilgilerine danışmayı özledim anne
Sonra da ödevimi yapmış olmamın rahatlığını ve sevincini özledim anne
Ödevler kontrol edilirken ‘afferin en güzeli seninki olmuş’ denmesini özledim anne
Ve öğretmenimin sadakatini, annemsi şefkatini ve de takdirini özledim anne

Where Am I?

You are currently browsing the Anne Şiirleri category at Fıkra Espri Dünyası.