Ocak 4th, 2012 § § permalink
->

Temel ile Dursun Almanya’da okumaya gitmişler. Okulun son haftası Temel Türkiye’ye dönmeye karar vermiş. Dursun’a:
- “Dursun, sen benim karneyi al bizim eve telefon et, babamın anlamaması için de bir zayıf varsa bir Muhammed’in, iki zayıf varsa iki Muhammed’in selamı var de.”
Temel Türkiye’ye döndükten sonra Dursun karneyi alır ve Temel’e telefon açar.
Dursun:
- “Temel, Ümmeti Muhammed’in sana selamı var.”
Google Arama:
Ocak 4th, 2012 § § permalink
->

Karnesini yeni alan Ahmete annesi sorar:
- Oğlum karnen nerde?
- Anne arkadaşıma ödünç verdim.
- Niye oğlum?
- Babasını korkutacakmış da.
Ocak 4th, 2012 § § permalink
->

Baba ve oğul birlikte yaşarlarmış.
Çocuk çok tembelmiş.
Bu evde de yalan söyledin mi sallanan bir duvar varmış.
Karne gününe bir hafta kala baba oğluna oğlum karnen nasıl der oğul hepsi beş der bunun üzerine duvar sallanır ve baba şöyle der utan ulan utan ben senin zamanın da okul birincisiydim hep onur belgesini getirirdim derdemez duvar babanın üstüne yıkılır.
Ocak 4th, 2012 § § permalink

Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. “Allah allah, dönem ne çabuk bitmiş…” diye düşünür ve oğluna seslenir:
-”Getir bakayım şu karneyi!”
-”Al baba…”
Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf.
-”Bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar aldık, ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların hali, rezil şey!”
-”Baba… O benim karnem değil ki, senin kitaplarını karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinden birini bulmuştum…”
Google Arama:
Ocak 1st, 2012 § § permalink

İlkokul 5. sınıfta resim dersinde öğretmen
-”çocuklar konu serbest, hayvan resimleri çizin bakayım” dedi.
10 dakika sonra küçük Ahmet el kaldırdı. Öğretmen yanına geldi. Resim kağıdının üzerinde bir sinek duruyordu. Çocuğun bu sinekten şikayetçi olduğunu zanneden Öğretmen eliyle sineği kovaladı ama hayvan hiç hareket etmedi. Biraz daha dikkatli bakınca da sineğin gerçek olmadığını fark etti. Bu bir sinek resmiydi. Öğretmen şaşkınlıkla sordu;
-Sen mi yaptın oğlum bu resmi?
-Evet öğretmenim.
-Peki bir de at resmi yap bakayım.
Küçük Ahmet öyle bir at resmi çizdi ki, at, sanki kağıttan fırlayıp çıkacak. O kadar canlı. Şaşıran öğretmen:
-Yavrum beni hemen babana götür. Sen müthiş bir yeteneksin. Burada harcanmaman gerekir. Derhal güzel sanatlara transfer olman lazım. Babanla konuşmalıyım, dedi.
Son dersten sonra Ahmet’le beraber yola koyuldular. Dar bir patikadan bir gecekonduya geldiler. İçerde, yatakta, dizlerini karnına çekmiş, üzerinde yorganı bir adam yatıyordu. öğretmen konuşmaya başladı;
-Geçmiş olsun efendim.
-Teşekkürler.
-Ben oğlunuzun…
-Allah kahretsin oğlumu.
-Aman böyle söylemeyin, yaptığı resimler…
-Onun yaptığı resimler yerin dibine batsın.
-Ama beyefendi böyle yetenekli bir çocuğun…
-Yeteneğine başlatmayın şimdi.
-Peki ne oldu, niçin böyle kızgınsınız oğlunuza?
-Neden olacak, dün gece eve biraz çakırkeyif geldim. Bu eşşoğlu sobanın üzerine çıplak kadın resmi çizmiş….
Google Arama: