Kasım 10th, 2011 § § permalink
->
Bir gün Temel, Idris ve kayserili arkadaslari felekten bir gün calmak üzere kari aramaya baslarlar ve üc tane bulurlar. Fakat aralarinda hangisine kim atlayacak tartismasi yasanir en sonunda akilli Temel bir cözüm yolu bulur ve der ki; “iyisimi karanlik bir odaya atalim bu karilari herkes yakaladigina atlasin!” Digerleri de onaylar!
Bes dakika sonra Kayserili isigi yakar ve ” Organize olalim beyler” der ardindan isigi yine sondürür! On dakika sonra kayserili yine isigi yakar ve” Olmuyor ama beyler organize olalim” der ve yine isigi sondürür ama yarim saat sonra artik dayanamaz isigi yakar ve bagirir; “Mina koyim organize olun dedik! Mikecegimiz bir döt, yedigimiz *arragin haddi hesabi yok!!!”
Google Arama:
Kasım 4th, 2011 § § permalink
->
Elazığlı bir genç ıstanbul da ünüversite tahsili yapmaktadır. Yalnız genç ailesinden fena halde çekinen, korkan birisidir. Babasının sert yapılı oluşu, onun hareketlerini bir hayli sınırladığı için, sürekli annesi vasıtasıyla, babasına isteklerini bildirmektedir.
Bir gün üniversitenin tatile girdiği bir sırada, Elazığlı genç annesi vasıtasıyla babasına evlenme isteğini gönderir. Babası da her işin bir vakiti, zamanı saati, dakikası hatta saniyesi olduğunu belirtip, önce okulunu bitirmesini söyler.
Bizim genç, okulu bitirip, tekrar aynı teklifi iletir ve tekrar aynı cevabı alıp, askere gitmesi hatırlatılır. Elazığlı genç askere gidip, gelir Aynı teklif tekrar iletilir. Bu kez de cevaba iş kurup birkaç yıl çalışması eklenir.
Bizimki tam bir adam olmuştur. Yaş neredeyse otuz olmuş. Babasının her dediğini yapmıştır. Artık evlenme zamanı gelmiştir.
Bu kez kendinden daha emin bir, şekilde aynı teklifi gönderir. Malesef yine aynı cevabı alır. Bizimkinin artık dayanacak sabrı kalmamıştır. Gidip iyi bir kafayı çeker ve babasının karşısına çıkar:
” Yav baba ben deyimki artığ beni everesin.”
Baba
” Oğlum acele etme, her işin bir vakiti, zamanı, saati, dakikası hatta saniyesi var” der demez, genç sinirlenip, babasına
” Baba ya beni ever. Yada sana bela olurum” deyince
Oğlunun çok kızdığını gören, baba:
” Oğlum, vakit, zaman dakika, hatta saniye tamamdır.” der.
Kasım 4th, 2011 § § permalink
->
Adamın biri karısını başkasıyla yakaladığı için hem karısını hem de adamı öldürdükten sonra kendiside intihar eder. Derken cenaze kaldırılır ve taziyeler alınmaya başlar.
Taziye evinde herkes üzgündür. Hiç kimsenin ağzını bıçak açmamaktadır. Ama nedense adamın biri her yarım saatte bir densizlik edip:
“Allah daha beterinden sahlasın” demektedir.
Bu tavır milletin zoruna gider. Sonunda adamın yanındakilerden biri dayanamayıp kızar:
“Yav kardeşim, sen manyak mısın? ikide bir Allah beterinden sahlıya deyisin. Ülen bundan daha kötüsü olur mu?” diye çıkışınca
Bizim münasebetsiz:
“Yav baba niye ele deyisin, kocası yarım saat önce gelsedi, ölen adamın yerinde ben olacahdım” der.
Ekim 14th, 2011 § § permalink
Bir karıncayı alın, suyun içine batırın, saatlerce tutun ölmez. Sudan çıkardığınızda ölü gibi görünür ama birkaç saat içinde kendine gelir. Biz insanlar böyle suya batırılsak, nefes alamadığımız için oksijensizlikten ölürüz ama su karıncaların çok ince olan nefes tüplerinden içeri giremez. Karbondioksitten narkoz yemiş gibi olurlar. Tabii ki bu süre çok uzarsa onlar da ölürler ama dayanma süreleri inanılmazdır.
Ne var ki, karıncalar yağmur ve seller altında bu şekilde nefeslerini tutarak mücadele vermiyorlar. Yağmuru hissedince yuvalarına giriyorlar ve giriş yollarını tıkıyorlar. Ateş karıncası denilen bir türünde ise karıncalar birbirlerine tutunarak sel sularının üstünde yüzüyorlar. Bir yerde karaya vurup çıkıyorlar. Tabii kraliçe karınca ortada, yüksekte ve mümkün olduğunca kuru tutuluyor.
Karınca yuvaları inşaat tekniği olarak örnektirler. Yuvanın girişine bağlı ve buradaki suyu alıp başka tarafa verebilen birçok tünel daha inşa ederler. Bazıları ise yuvalarının üstünü öyle sağlam kapatırlar ki, sel sularının bir evin çatısının üstünden aşması gibi geçip giderler.
Yine de bir aksilik olur, yuva su ile dolarsa, karıncalar çöp ve yaprak parçalarına veya yukarıda belirtildiği gibi birbirlerine tutunup yüzebilirler. Çok şiddetli yağmurdan sonra oluşan çamur tünellerini kapattığı zaman ise yuvalarını yeniden inşa etmek zorunda kalırlar.
Gündelik hayatta artık yaygın olarak kullanılan mikrodalga fırınların kapaklarında kaçak yapmamaları, insanlara zarar vermemeleri için özel tedbirler alınır. Ancak bir mikrodalga fırınına girmiş karıncaya, fırın çalıştığı sürece bir zarar gelmeyeceğini biliyor muydunuz?
Mikrodalga fırınlarında ışın yoğunluğu bir noktaya göre ayarlıdır. Bu nokta hemen hemen fırının ortasıdır. Bu nedenle yiyecek, her tarafı eşit pissin diye ortada dönen bir tabla üzerine konulur. Karıncalar fırında ışınların daha az yoğun olduğu bölgeleri hissederler. Zaten sıcak bölgelere girseler de, vücut yüzey alanlarının hacimlerine oranla yüksek olması nedeni ile ılık bölgeyi bulana kadar kendilerine zarar gelmez.
Ekim 14th, 2011 § § permalink
Horozun sabah erkenden, gün doğarken ötmesinin, insanları uyandırma arzusu ile bir ilgisi yoktur. Onlar kendileri için öterler.
Aslında horozlar gün boyu öterler ama gün ağarırken ötmeleri daha kuvvetli, daha canlıdır. Ortalık da iyice sessiz olunca çok uzaklardan bile duyulabilir. Horozların ötüş tempoları öğleden sonra saat 3′e doğru düşer. Horozların ötmeye başlamaları tam şafak vakti veya çok az öncedir.
Gerek doğan Güneş’in ışığının etkisini gerekse yine aynı zamanda ötmeye başlayan diğer kuşların seslerinin etkilerini ölçmek amacıyla horozlar ışık ve ses geçirmez bir bölmeye konulmuşlar ama yine aynı saatte ötmeye başladıkları görülmüştür. Buradan da sabah sabah ötmenin horozun biyolojik saatinde ayarlanmış olduğu anlaşılıyor.
Sabah Güneş doğarken ötmek sadece horozlara mahsus değildir. Kulağa en çok horozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasındandır.
Kuşların büyük çoğunluğu da aynı saatlerde dallarda koro halinde ve kuvvetlice öterler. Gün boyu kuşlardan duyabileceğiniz en büyük ses hacmi bu saatlere rastlar.
Bu sabah ötüşünün nedeni kuşun kendi hakimiyeti altındaki alanı belirtmesidir. Horoz da her ne kadar uçamasa da bir kuş türü olduğundan onun da sabah ötüş nedeni aynıdır. ‘Her horoz kendi çöplüğünde öter’ ifadesi bu bakımdan çok doğrudur. Öterek o gün boyu kendi alanı içinde olan kümesin ve tavukların yanına kimsenin özellikle diğer horozların yaklaşmamasını ikaz eder.
Gerek horozun gerekse diğer kuşların gün içinde ötmelerinin nedeni ise farklıdır. Bu ötüşler, yiyeceği, tehlikeyi haber veren, diğerlerinin gözden kaybolmamaları için ‘ben buradayım’ mesajını veren, zaman zaman da aşkım ifade eden iletişim ötüşleridir.
Google Arama: