Aralık 28th, 2011 § § permalink
->

Şehrin birinde bir kilise, havra ve cami tesadüf birbirine komşu durumuna gelirler. Zamanla papaz, haham ve hoca arkadaş olurlar. Üçüde kendi dinince ibadetini yaptırır, sonra biraraya vakit geçirirler.
Gel zaman git zaman, yeni yıl diye kağıt oynamaya başlarlar. İnsanoğlu bu başlamayadursun, bir süre sonra bu oyunları kumara dönüşür. Sonunda ihbar edilirler ve polis aniden baskın yapar. Hemen toparlanıp oyun kağıtlarını saklarlar, ama polis durumdan emin!
Komiser önce papazı sıkıştırmış:
‘-Sen din adamısın, yalan söylemek sana yakışmaz, söyle, kumar oynuyordunuz, değil mi?
‘. Papaz işin nereye varacağını kestirir ve inkâr eder. Komiser kararlıdır, kiliseden İncil’ i getirtir,
‘-Öyleyse Mukaddes kitap üzerine yemin et’ der. Papaz bir kere hayır demiştir, şimdi itiraf ederse büsbütün kötü olacağını bilir. ‘Ne yapayım,’ diye düşünür, ‘simdi yalan yere yemin eder, sonra katedrale gidip günah çıkartırım, Allah affeder…’
Elini kitaba basıp yemin edince, komiserin yapacak birşeyi kalmamıştır. Bu defa hocaya döner:
‘-Bak hoca efendi,’ der, ‘bilirim sizin dinde yalan söylemek çok günahtır. İtiraf et; kumar oynuyordunuz, değil mi? ‘:
Hoca düşünür, ‘evet’ dese hem papazi ele vermiş olacak, hem de kendisi için durum iyi olmayacak. ‘Papaz bızden daha kıdemli, inkar ettiyse bir bildiği vardır. Arkadaş uğruna işleyeceğim bu suçu Allah elbet affeder’ diye kendini avutup, basar yemini…
Sıra gelmiştir Haham Salamon’a. Komiser bu son kozu da kaybetmek istemez. Bütün hışmı ile ona döner:
‘-Söyle Haham efendi,’ der, ‘sakın inkâr etme, kumar oynuyordunuz, değil mi? ‘
Haham ellerini kaldırır, papaz ve hocayı işaret eder,
‘-İyi de komiser bey’ der, ‘kiminla? ‘
Aralık 1st, 2011 § § permalink
->
Radyo tv sinema eğitimi vermeye çalışan ve hasbelkader başaran bir okuldaydım. sinema tarihi sınavı… bir yönetmenin filmleri soruluyor. adını unuttuğum yönetmenin filmlerinden biri: “pompei’nin son günleri” lazanya lakaplı potomyali ( rizeli) sinema aşığı(:P) arkadaşım kopya ist
iyor. bu filmi söylüyorum. duymuyor bağırıyorum. anlamıyor a4 kağıda yazıp bide ses ile destekleyip son defa sinirle bildiriyorum. yazıyor hele şükür!
Bir kaç gün sonra sonuçlar açıklanıyor ve hoca lazanya’ya aptal olduğunu kopyayı dahi yazamadığını söylüyor. bizimki de sinirle itiraz ediyor ispat istiyor! tam ispatlayın derken hoca kağıdı kaldırıyor. kağıtta yazan aynen şu:
POMPACININ SON GÜNLERİ!
Sınıf koma! lise hayatımın en özgün rengi olan bu laz kardeşimin sıradan bir anısıdır bu
Bankaya girdim kuyruk var. sırada beklerken bankonun arkasındaki bankacı genç kızın güzelliği dikkatimi çekti.sarı saçlı,yeşilgözlü ve vücudu çok güzeldi. o da güzelliğinin farkında ve burnu 1 karış havada olarak işine devam etti.hatta insanlara havadan bakar tarzda küstahça konuşuyordu.insanlarda kızın içine düşmüş vaziyette kuyrukta sıralarının gelmesini bekliyordu.kızın küstah ve kendisinden yaşlı insanlara sen,gel,git,bekle dedim sana gibi tavırları beni çıldırtmıştı.sıram gelince şunun ağzının payını vereyim terbiyesiz kız diye düşünürken sıram geldi.kız bana baktı ben tam konuşmaya başlayacakken kız müthiş bir şekilde hapşırdı.bankada bir kahkaha koptu.o havalı güzel kız gitmiş ;saç tokası çözülmüş,gözleri dışarı çıkmış,agzının üstünden çenesine kadar sümükleri akan bir kız gelmişti.kız ağlayarak gitti.biz de yandaki personele işimizi yaptırdık.kahkahalar en az 10 dakika sürdü.
Ne diyelim ilahi adalet….
Kasım 29th, 2011 § § permalink
->
Köyün hocasi Temel’e:
- Hayrola Temel, anneni sirtinda nereye götüreyisun boyle?
- Hocam, bu güzel havada yasli annemi gezdireyirum .
- Ula usagum evlendursene anneni, hem gittigi yerde rahat eder.
- Ya hocam ayip olmaz mi , yakisir mi yasli kadini evlendurmek? Teessuf ederum.
Bu sirada annesi ayaklariyla Temele vurur.
- Sus bakayum, sen hocadan iyi mi bileceksun!
Kasım 4th, 2011 § § permalink
- Yeni mezun hoca ilk defa vaaz verecektir. Camiye gider ve vaaza başlar. Konuşmasının bir yerinde “gaile” (derler ki anlamında) diye bir kelime kullanır. Bu sırada cemaatten biri kalkıp yanlış olduğunu
söyler. Bunun üzerine hoca ilk söylediğini değiştirir ve
“gaele” der. Aynı adam tekrar yanlış olduğunu söyler. Hoca bu kez “gaeile” der. Aynı şahıs tekrar yanlış olduğunu söyler.
Bu bir kaç kez böyle sürüp gider. Sonunda: Hoca itiraz eden adamı çağırır ve adama:
“Bak kardeşim, tamam anladık yanlış. Ama cemaatin içinde ayıp oluyor.” diyerek cebinden bir makara ip çıkarıp, bir ucunu ayağına bağlar, öteki ucunu da adama vererek:
“Bir yanlış söylersem sen ipin ucunu çekersin, bende anlarım ve düzeltirim.”
Hocayla adam anlaşırlar. Adam yerine oturur. Hoca vaaza yeniden başlar, bir süre sonra adam ipi çeker. Öyleki her kelimede ip çekilir.
- Hoca yine dayanamayıp adamı çağırır ve makarasını alıp cebine koyarak dışarı çıkar. Bunun üzerine cemaat hocaya:
“Hocam nereye, daha vaaz bitmedi, hemin daha namaz da kılmadık.” derler.
Hoca ise sitemkar bir şekilde:
“Cemaat kusura bakmayın ipin ucu puştun elinde” der ve camiden ayrılır…
Kasım 4th, 2011 § § permalink
Çocuğun biri babasına:
“Baba hoca anamı rahatsız edi.”der.
Baba da:
“Oğlum Allah Kerim, o hoca elbet ettiğini bulur.” der.
Çocuk her dediğinde, baba ise hep aynı cevabı verir. Çocuk bakar ki bu işin olacağı yok. Bir gün hoca ezan okurken, minarenin merdivenlerine leblebi dizer. Hoca ezanı okur ve aşağı inerken leblebilere basar ve ayağı kayıp ölür.
Baba haberi duyunca:
“Oğlum bak sana demedim mi ettiğini bulur diye. Bak ayağı kaydı, düşüp öldü.”
Çocuk da:
“Valla baba bu iş sana kalsaydı, daha çok Allah’a havale ederdin. Ben işi hallettim.”der.