Ocak 22nd, 2012 § § permalink
->
Dört arkadaş barda muhabbete dalmistir. Içlerinden biri tuvalete gider. Üç arkadas sohbetlerine devam ederler.
Birinci adam oglundan söz eder, “Benim oglan araba yikamakla ise basladi. Bir baltaya sap olamayacagindan korkuyordum ama bir gün arabasini yikadigi adamlardan biri ona is teklif etmis. Sonra iyi bir araba saticisi oldu. Hatta o kadar iyi para kazandi ki geçenlerde bir arkadasinin dogum gününde ona Mercedes aldi !”
Ikinci adam da mevzuya girer, “Benim oglum da biraz problemliydi. Büyük bir emlak sirketinde çalisirken inanilmaz bir is kapti ve ondan sonra ilerledi acayip zengin oldu. Çalistigi sirketi de satin aldi. Bir arkadaşı’nın doğum gününde ona bir ev bile hediye etti.”
Digerlerini dinleyen üçüncü adam da heyecanla söz alir, “Aynen benimki de öyle. Ise bir borsa sirketinde temizlik elemani olarak basladi. Bir gün kendi kendine hesaplar yaparken patron tarafindan fark edilince broker oldu ve büyük basarilarla inanilmaz bir servete sahip oldu. Üstelik de en iyi arkadasina bir milyon dolarlik hisse senedi armagan etti !”
Bu sirada dördüncü adam tuvaletten çikmis ve sohbete katilmistir. Digerleri ona çocuklarindan bahsettiklerini söyleyince adam içini çekerek konusmaya baslar,
“Ehh…benim oglumun bir hayal kirikligi oldugunu itiraf etmeliyim. Dogru düzgün bir iste dikis tutturamadi, berber çirakligi falan yapti, eroine bulasti. Derken onun yoldan çikmis oldugunu fark ettim, maalesef homoseksüelmis ! Çok çok üzüldüm. Bir sürü erkekle birlikte oldugunu duydum.”
Adam, gülümsemeye çalisarak konusmasina devam eder, “Ama ise iyi tarafindan bakmaya çalisiyorum. Geçen dogum gününde bu homoseksüel arkadaslari ona bir Mercedes, bir ev ve bir milyon dolarlik hisse senedi hediye etmisler !”
Aralık 31st, 2011 § § permalink
->
Kiralık ev arayan Temel, tanıdık diye Dursun’un yanına gider. Emlakçı olan Dursun ona deniz kıyısında dubleks bir ev olduğunu müjdeler. Çok sevinen Temel:
- Kirasu ne kadardur ha puranun ?
Dursun :
- 2 milyar dur!! deyince, duyduklarına inanamayan Temel yeniden sorar:
- Ahıri varmi dur ?
Dursun bozulur:
- Oyle bir evde ahırin ne işu var dur da?
Sinirlenen Temel:
- Ha bu 2 milyari veren öçüz nerde yataçaktur da?
Kasım 10th, 2011 § § permalink
->
Evin büyük oğlu askerden ilk defa olarak izinli geliyordu.Kendisini akrabaları sorguya çekti tabii.
_Eee, anlat bakalım.Neler öğrendin askerlikte?
_Şey…Mesela şimdi mükemmel patates soyuyorum.Sonra sımsıkı yatak yapmasını öğrettiler.Ayrıca düğmelerimi dikmesini, pabuçlarımı boyamasını, yerleri süpürmeyi öğrendim.Yalnız, anlayamadığım bir şey var…
_Neyi anlayamadın oğlum?
_Askere gittiğimiz gün, alay komutanı, bizi hakiki birer erkek gibi yetiştireceklerini söylemişti de.
Kasım 4th, 2011 § § permalink
Elazığ’ın bir köyünde düğün olur. Düğünden bir süre sonra adet üzere ilk bayramda genç evliler kız evine el öpmeye giderler.
Oğlanın babası oğluna:
“Oğlum sen bazen çok salak işler yapisin. Gittiğin yerde ailemizin şerefini düşün, iki paralık etme bizi. Ne sorarlarsa büyük, büyük laflar et, tek tek konuş ki şerefimiz iki paralık olmaya, itibarımız yerinde gala”
Oğlan:
“Peki babacığım” der ve kız evine gelir.
içeri girerler. Adet gereği kız evin haremlik tarafına, erkeği de selamlık tarafına alırlar. Karşılıklı tokalaşma ve selamlaşmadan sonra kaynata:
“Damat geç şöyle otur”
Damat yüksek bir yer bulmak için etrafına bakar, dolabı görür ve hemen üstüne fırlayıp oturur. Ne yapsın ailesinin şerefi söz konusu. Babasının dediği gibi yüksekten konuşacak. Kaynata bütün şaşkınlığıyla sorar:
“Damat nasılsın, iyi misin?”
Damat:
“Tren, tren. Tren yav tren.”
Kaynata kendi kendisine:
“Yav herhalde bu anlamadı. Neyse peki babanlar nasıl, iyiler mi?”
Damat:
“Fil, fil. Fil yav.”
Kaynata:
“Allah, Allah. Hele bir şey daha soralım. Oglum ekinler nasıl? Bu sene bir şeyler kaldırabilecek misiniz?”
Damat düşünür ve:
“Balina, balina.”
O zaman derler ki demek ürün iyi.
Derken damat eve gider. Babası merakla sorar:
“Oğlum nerde oturdun? Kendine yüksek bir yer seçtin mi?”
“Baba dolabın üsdüne çıkıp oturdum.”
“ıyi halt etmişsin. Peki ne sordular.”
Oğlan verdiği cevaplardan emin bir şekilde:
Baba beni sordular tren dedim. Seni sordular fil dedim, ürünlerimizi sordular balina dedim. Valla baba daha büyük şeler aklıma gelmedi.”
Google Arama:
Kasım 4th, 2011 § § permalink
Evin tek oğlu askerliğini bitirip köyüne dönünce, ana babası oğullarının evlendirilmesi konusunu konuşur. Karar birliğine varırlar. Bu esnada bütün konuşmaları evlilik çağında olan kız kardeş de duyar. Erkek kardeş zaten evlendirilmesi gerektiğini biliyor.
Aradan epeyce zaman geçer, ama evliliğe dair hiçbir işaret yok. Çocuğun canı sıkılır ve kendi kendisine der ki:
“Dur lan şu babama bi numara yapam. Anlaşıldı bunlar beni evermeyecek.”
Oğlan ne zaman babasıyla karşılaşsa karşısına geçip vücut gösterisi yapıyor ( kas germeler, gerneşmeler, tuhaf tuhaf el kol hareketleri ve göğüs kabartmaları).
Bu olay epeyce sürer. Sonunda babası oğluna:
“Oğlum sen manyak mısın? Çekil lan işe gidecem” diye bağırır. Çocuk ise her defasında:
“Eyi eyi çekildik, get ha valla sanki iş gaçi” şeklinde cevaplar verir.
Baba oğlunun gururunu incitmek istemiyor ama bu işe de bir son vermek zorunda. Bir gün karısını çağırır ve:
“Yav garı gel hele. Bu oğlan askere getti gideli epeyim sapıttı mı ne? Töbe Yarabbi! Heç saygısızlık etmezdi. şimdi beni göri gerneşi, merneşi, tuhaf tuhaf sesler çıhari. Ne oldu buna anlamim.”
Bu arada kız kardeş kapı aralığında onları dinlemekte ve not almaktadır.
Karısı:
“Ula herif, gine suç bizde. Dedük eşşegi satah oğlanı everek. Herhal onun için ele edi. Erkeklik numaralari çeki.”
Kocası:
“He vulan garı he he… Ulan işe daldıh, harman marmanı da galdırah dedik, oğlanı unuttuh. Oğlana söle hemen yarın bi çaresine bahah.”
Hakikaten kader kısmet, bir ay içerisinde nişan, düğün, davul zurna oğlan evlendirilir.
Olaylar buraya kadar çok güzel. Güzel olmasına güzel ama, şimdi de kız kardeş tuhaf tuhaf hareketler yapmaya başlamış.
Baba kızına:
“Gız o noli densüz.”
Kız tekrar tuhaf tuhaf hareketler yapar.
Baba:
“Yavrun o noli dansöz müsün?”
Kız edalı bir sesle:
“Ana babama da bah. Gakgoma nolidise bahan da o oli…” der.